Rusya’nın Ukrayna gelişmelerinde rolü

Ukrayna’da devam eden krizin belki de en tartışmalı bölümü, Rusya’nın Ukrayna’da protestoların başlamasında ifa ettiği rol ve sonuçta Viktor Yanokoviç yönetiminin devrilmesi ile ilgilidir. Kuşkusuz dünyanın medya ve siyaset çevreleri de Moskova’ya olan yakınlıkları veya uzaklıklarına göre bu konuda fikir yürütüyor ve görüş beyan ediyor. Ancak kesin olan şu ki Moskova Ukrayna ve Rusya’nın komşuluğundaki diğer ülkelerde yaşanan gelişmelerde en etkili rolü ifa ediyor. Bu arada Rusya’nın bölgeye yönelik tutumunu analiz ederken hataya düşmenin olumsuz sonuçlara ulaşılmasına sebep olacağı da kesindir. Bu çerçevede biz de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tutumunu destekleyen ve karşı çıkan kesimlerin görüşlerini gözden geçirmeye karar verdik. Moskova geçen yıl Ukrayna ürünlerine gayri resmi bir ambargo kararı alarak açık bir şekilde Kiyev yönetimine AB ile ticari işbirliği anlaşması imzalamaması gerektiği mesajını iletti, ama sonuçta Ukrayna Cumhurbaşkanı Yanokoviç Putin’in tavsiyelerine göre değil, kendi hesaplarına göre hareket etti. Aslında Yanokoviç’in bu işi yapmakta tereddüt yaşamasının sebebi, AB ile ticari işbirliği anlaşması imzaladığı takdirde 2015’te bir kez daha Cumhurbaşkanı seçilmemesiydi. Yanokoviç bir aşamada söz konusu anlaşmayı imzalaması AB tarafından her hangi bir mali desteği beraberinde getirmeyeceğini ve yine eski Sovyetler birliğinden kalma sanayiine inecek darbeyi veya Rusya ile ticaretini azaltmak için her hangi bir açık yol bırakmayacağını anladı. Kiyev münakaşasında Batı medyasının yaptığı propagandaya veya spekülasyonlara karşın Moskova’nın bu münakaşada rolü pek belirgin değildir. Rusya’nın Ukrayna büyükelçisi Mihail Zorabov münakaşa sürecinde Ukrayna kamuoyunun gözünden uzak duruyordu. Kremlin sarayı da Duma meclisine Ukrayna ile ilgili açıklama yapmaktan kaçınmaları talimatı verdi. Batı’ya karşı sert ve cesur açıklamaları ile bilinen Rusya Başbakanı yardımcısı Dimitri Raguzin bilinçli bir şekilde Ukrayna gelişmeleri hakkında susuyordu. Ukrayna ile ilgili sürekli ilgi gösteren tek Rus yetkili, Putin’in Avrasya birliği danışmanı Sergei Glaziyev’di. Glaziyev son aylarda Ukrayna’nın AB’ye yönelmesinin ağır bedeli olacağı konusunda bir kaç makale yayınlayarak uyarılarda bulundu. Öte yandan Putin Sochi ve Moskova’da bir kaç kez Yanokoviç’i ağırladı. Aralık 2013’te de Rusya Ukrayna’ya 15 milyar dolarlık yardım etme ve bu ülkeyi ihraç ettiği doğalgaz fiyatını üçte bir seviyesine kadar düşürme önerisinde bulundu. Bu öneriler AB’nin IMF üzerinden Ukrayna’ya her türlü şartlı yardımını etkiliyordu, çünkü söz konusu mali yardım önerisi kayıtsız şartsızdı, gerçi esas amacı Ukrayna’nın borçlarını geri ödemeyi aksatmayı önlemek ve gelecekte Rusya ile iyi ilişkilerini güvence altına almaktı. Ancak bu öneri daha sonra Ukrayna’da başlayan huzursuzlukların ardından askıya alındı. Putin’in açıklamasına göre Moskova’nın Kiyev’e desteği, Rus ve Ukraynalıları aynı milletten sayma inancına dayanıyordu. Ancak bu inanç öz itibarı ile yanlıştı, çünkü hatta Ukrayna halkı bile tek bir millet sayılamazdı. Nitekim Ukrayna’nın batısında yaşayan insanlar kesinlikle Rusya karşıtı insanlardır, oysa ülkenin doğusunda ve güneyinde yaşayan insanlar aşırı derecede Rusya yanlısıdır ve üstelik Kırım yarımadasında yaşayan insanlar genellikle Rus kökenlidir. Gerçekte Ukrayna halkının büyük bir çoğunluğu için eski Sovyetler birliğinden bağımsız olmak, aslında Rusya’dan bağımsız olmak anlamına geliyor. Nitekim Ukrayna’da Rusya yanlısı denilebilecek bir tek politikacı bile bulunmuyor, çünkü bu durum Ukrayna’nın milli ve ulusalcı doğasına aykırılık arz ediyor. İşte bu yüzden Putin’in Ukrayna ile Rusya arasında gümrük birliği aracılığı ile iktisadi dayanışma sağlama önerisi bir çok Ukraynalının benimsediği bir durum değildir. Bu öneri aynı zamanda Rusya için de potansiyel bir tehlikeydi. Öneriye göre Moskova’nın Ukrayna’ya yüklü para ödemesi ve yine Avrasya ekonomik komisyonunda daha fazla yetki vermesi gerekiyordu. Oysa Ukrayna’nın mali durumu iyileşir iyileşmez Rusya’dan kopmayacağına dair hiç bir güvence yoktu. Belki de bu yüzden Ukrayna’da yaşanan devrimi belki de Moskova için iyi bir muhibet saymak mümkün. Aslında Moskova yönetimi daha fazla sayıda insana hükmetmek yerine kendi halkının eğitim, sağlık ve diğer yaşam standartlarını yükseltmesi gerekiyor. Öte yandan bazı Ukraynalıların kaygısının aksine Moskova’nın Ukrayna’yı bölme ve Doğu ve Güney bölgelerini ilhak etme meselesi uzak bir ihtimal olarak görünüyor. Çünkü böyle bir durum Rusya’nın komşuluğunda iç savaş demektir, ki bu da Rusya’nın asla istemediği bir durumdur. Belki de Rusya için en iyi seçenek Kırım yarımadasına askeri operasyon yapmak yerine bir kenara çekilmek ve beklemek ve sakin bir şekilde Ukrayna’da iktidar kavgasının sonunu izlemekti. Gerçi Ukrayna’nın federal bir yapıya kavuşturulması Kiyev ve Batı’da bu ülkenin bölünmesi yolunda atılan bir adım olarak algılanıyor, fakat bu adımın aynı zamanda Ukrayna’da birlik ve beraberliği koruyabileceği de belirtiliyor. Gerçekte Ukrayna’da çeşitli bölgeler kültürel ve mali özerklik kazandığında daha rahat bir şekilde dengeleri sağlayabilir. Öte yandan Ukrayna’da böyle bir federal yapı oluşturmak Rusya için gerçekçi ve uzun vadeli bir strateji sayılırdı, gerçi Moskova şimdiye kadar bu stratejiyi izlemedi. Bazı uzmanlar Ukrayna’da krizin nasıl ilerleyeceği pek önem arz etmediğini, kriz şimdiye kadar en az bir sonucu olduğunu ve belki de en önemli sonuç olduğunu, bu de Rusya’nın sınırsız gücü ile ilgili efsaneyi yıkmasından ibaret olduğunu belirtiyor. Amerikalı uzman John Chav, Ukrayna krizinin Rusya üzerindeki etkisi hakkında şöyle diyor: Putin son on yılda Rusları ve dünya camiasını Rusya’nın gücü yeniden ihya olmuş süper bir güç olduğu konusunda ikna etmeye çalıştı. Bu alanda Putin’in taktiksel manevraları, petrol fiyatının kısmen istikrarlı olması ve Batı’nın saptırıcı savaşlara bulaşması ve ekonomik sıkıntıları Putin’e yardımcı oldu. Putin iktidarın doruğundayken Gürcistan savaşını başlattı, AB ile rekabet için Avrasya bölgesinde gümrük birliği oluşturdu. Putin tüm bunları büyük bir azim ve cesaretle yaptı. İşte bu yüzden dünya da Putin’in icraatı arkasında has bir yetenek yattığını düşünmeye başladı. Öte yandan Amerikalı ve Avrupalı eski kafalı politikacılar da Rusya’nın sıradan bir diplomasi ile teamül edilmesi mümkün olmayan bir güce dönüştüğüne inanmak istiyordu. Forbes dergisi Vladimir Putin’i 2013 yılının en güçlü lideri ilan etti. Bu arada gözlemcilere Putin’in icraatının arkasında hiç bir özel şeyin olmadığını hatırlatmaya çalışan sesler genellikle duyulmuyor. Muhataplar Rusya çökmeye yüz tutan bir devlet olduğunu duyunca buna kuşku ile yaklaşıyor, oysa Rusya yıkım yaratabilecek gücü sahip olan bir devlettir, fakat dünyayı şekillendirme gücünden yoksun sayılır. Bazıları bu cümleyi duymaktan hoşlanıyor, çünkü esasen Rusya’yı pek sevmiyor, fakat Batı hemen hemen herkes, Kremlin’e sınırsız bir güç addetmeye çalışıyor. Buna karşın artık Rusya’nın blöf yaptığı açıkça ortaya çıkmış bulunuyor. Şimdi Viktor Yanokoviç’in düşmesi bölgeyi nasıl etkileyeceği bilinmiyor, fakat kesin olan şu ki Rusların efsane gücü tamamen yok olmuş görünüyor. Gerçekte AB ve Amerika’nın son anda yardımlarına koşan Ukraynalı protestocular Moskova’nın gücü ile ilgili gerçek durumu ifşa etti. 015